Hiç kitap okumayan bir adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları?
Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder diğer gezegendeki hayatı?
Geçmiş ve bugün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor?
İşler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde..
Her ülkenin sınır komşuları, dost ve kardeş düşman ülkeler..
Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız!
Oyunları savaş gibi görenler, savaşı da oyun gibi görüyor elbet..
Aynı kadına sevdalananlar birbirlerini vuruyor, aynı şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş..
Bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazen..
------------------------------------
Yalnızlık..
Her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yalnız yaşama sırasında..
Tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir..
Kıymetini bilmelidir, dedi.
Yalnızdır insan;
Hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.
Kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir, ülke ülke..
Kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
İnsan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı..
Ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
Ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
Tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın..
Aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi.
Aşık olun!
Gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı..
Nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.
Sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..
---------------------------------------------------
Evet söyledi..
Ya da ben duydum..
Duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
Evet duydum söyledi..
Her duyduğumda ağladım..
Pek çok ağlayışım sırasında duydum..
Kalbim tutanak tuttu duyduklarıma..
"Soruldu" dedi, cevap alındı.
"Yaşamak" dedi, "tek marifetiniz, biraz özen gösteriniz."
"Zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter, mazlumlar dahil" dedi.
"Ama yapmayın, o daha bir çocuk" dedi Tanrı.
Ya gördüm neyleyim?
İnsanlar vardı duvarın içinde.
Ya ben hep duvara konuştum
Ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
Nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
Bilmiyorum..
Belki de ben gerçekten delirdim..
Onlar haklı belki de
İçinde değil duvarların insanlar..
Sadece arasındalar..
4 Ağustos 2013 Pazar
FATİH'İN FETHİ
"Aşkım Üsküdar dan kayığa binsin, bu yıldızlı gecede şarkısını söyleyip yanaşsın Haliç'in sırtlarına.. süzülsün sandal yakamozda, ağlasın yokluğuna bedenim. Emirgan da kuş sesleri, habercisi gibi sanki yeni aşkın..
Yine son otobüsü bekliyor Yenikapı da balıkçı. Beyazıt ta kepenk sesleri.. Üsküdar da son vapurun kulakları çınlatan sesi ve Sarayburnu'nda kayalıklardaki aşk böcekleri.. İstanbul seninle uyuyor, seninle yüreğimde hayat buluyor. Aşk sesleri duyuluyor dışarıdan.."
20-27.11.2006
once upon a time
" bir yıl önce yarın...
uzakta, bir kadının kokusu karışıyor denize, beni bekliyor..
bir yıl önce yarın...
toprak değiyor sanki göğe. hani dehşetli bir sarılmak duygusu. hem yağmur düşüyor hem fena sarhoşum..
bir yıl önce yarın...
akrep ve yelkovan gibi, sırasıyla, otobüs geçti yolları, gemi aştı denizi.. köşede yağmurlanmış elleri.. beni bekliyor..
bir yıl önce yarın...
sonra değdi bu telaşeye.. ben geldim, o vardı. büyük bir bulut sonra.. uzun bir mektup gibi, hasreti dinmedi sarılmamızın..
bir yıl önce yarın...
sonra bir minibüs ve sahil kıyısı ve peşimizden gelen arabalar, trafik ışıkları ve leman, bahane, kıyafetin, televizyon..
bir yıl önce yarın...
mumları söylemiyorum bile ve sigara dumanlarını. sonrası karanlık.. uyku, yastık, perdeler, kahvaltı. sonra gri bir sabah..
bir yıl önce yarın...
sonra sen bir yere yetişecektin.. rayların yakınında ayrıldık.. tarihleri hatırlayamam belki ama anıları asla unutmam..
bir yıl önce yarın...
yıllar dolandı ayaklarımıza.. ben kendimi terk ettim seni değil yeni yılın kutlu olsun. saat geldiğinde türk kahvesi iç.. "
30.12.2012 // İ.Y.P
uzakta, bir kadının kokusu karışıyor denize, beni bekliyor..
bir yıl önce yarın...
toprak değiyor sanki göğe. hani dehşetli bir sarılmak duygusu. hem yağmur düşüyor hem fena sarhoşum..
bir yıl önce yarın...
akrep ve yelkovan gibi, sırasıyla, otobüs geçti yolları, gemi aştı denizi.. köşede yağmurlanmış elleri.. beni bekliyor..
bir yıl önce yarın...
sonra değdi bu telaşeye.. ben geldim, o vardı. büyük bir bulut sonra.. uzun bir mektup gibi, hasreti dinmedi sarılmamızın..
bir yıl önce yarın...
sonra bir minibüs ve sahil kıyısı ve peşimizden gelen arabalar, trafik ışıkları ve leman, bahane, kıyafetin, televizyon..
bir yıl önce yarın...
mumları söylemiyorum bile ve sigara dumanlarını. sonrası karanlık.. uyku, yastık, perdeler, kahvaltı. sonra gri bir sabah..
bir yıl önce yarın...
sonra sen bir yere yetişecektin.. rayların yakınında ayrıldık.. tarihleri hatırlayamam belki ama anıları asla unutmam..
bir yıl önce yarın...
yıllar dolandı ayaklarımıza.. ben kendimi terk ettim seni değil yeni yılın kutlu olsun. saat geldiğinde türk kahvesi iç.. "
30.12.2012 // İ.Y.P
TEK AŞKTA BÜTÜN AŞKLARI YAŞAMAK
Zordu bir yazar tarafından sevilmek ve daha zordu bir yazarı sevmek... ki yine kelimelerde öldürmek, öldürülmek... Tek aşkta bütün aşkları yaşamak kadar yoğun, koca bir aşkın içinde yalnız kalmak kadar tekin...
Zordu.. hayatını kelimelerle örmüş bir adama ancak, hiç yazmadığı sözlerle anlatırsam kendimi, anlardı beni. Bildiğim kelimelerle gelirse bana, gitmem imkansız olurdu. O her şeyi tercih ediyordu. Söylediklerini tam anladım, kendimi anlatabilirim dediğim anda bilmediğim bir kelimenin ardında susuyordu. Ve hep, geçmeyen zamanları seçiyordu susmak için.
Onun susuşlarında hatalar yapmak kalıyordu bana. Sessizliğimle boğuşup yorulduğumda yanlışlar yaparak dinleniyordum ya da dindiriyordum acımı sanki! Bende susuyordum. Dirilesiye kadar sürecek bir suskunluk içinde, sadece benim dinlediğim içsel bir diyalogla onunla konuşuyordum. Ona her şeyi anlatıyordum. Yalnızlığından ibaretti bütün konu. Onun varlığında bile beni bırakmayan o yalnızlığı...
O yalnızlığı ona yaz yaz bitiremiyordum.
Zordu.. hayatını kelimelerle örmüş bir adama ancak, hiç yazmadığı sözlerle anlatırsam kendimi, anlardı beni. Bildiğim kelimelerle gelirse bana, gitmem imkansız olurdu. O her şeyi tercih ediyordu. Söylediklerini tam anladım, kendimi anlatabilirim dediğim anda bilmediğim bir kelimenin ardında susuyordu. Ve hep, geçmeyen zamanları seçiyordu susmak için.
Onun susuşlarında hatalar yapmak kalıyordu bana. Sessizliğimle boğuşup yorulduğumda yanlışlar yaparak dinleniyordum ya da dindiriyordum acımı sanki! Bende susuyordum. Dirilesiye kadar sürecek bir suskunluk içinde, sadece benim dinlediğim içsel bir diyalogla onunla konuşuyordum. Ona her şeyi anlatıyordum. Yalnızlığından ibaretti bütün konu. Onun varlığında bile beni bırakmayan o yalnızlığı...
O yalnızlığı ona yaz yaz bitiremiyordum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)