23 Eylül 2014 Salı

BOK GİBİ GÜN YAPMIŞLAR



Düşüncelerin bıçak gibi boğaza dayandığı ve yutkunmanın hayli güç olduğu dakikalar. Sonbaharın o melankoli havasını buram buram soluyabiliyoruz artık. Ben bu hali severken nasıl oluyordu bir başkasına bunu sevdiği için kızabiliyordum… Düşünüyorum. Boşlukta nasıl süzülür bir kar tanesi. Dilimi çıkartıp göğe baksam yakalayabilir miyim? 
Sabahtan beri içtiğim çayın haddi hesabı yok, bir de harareti alır derler, ben alev gibi yanıyorum bu çaylar nereye gidiyor? Ablaya söyleyeyim de bir demlik daha demlesin. Zaten şekeri kestiğimden beri daha çok içer oldum.
Biraz camı aralasam ciğerlerime daha çok hava girer mi? Yoksa nefes alamamamın camla uzaktan yakından alakası yok mu? Bilemedim. Ne çok şeyi bilemedim ben. Of zaman çok sinsi geçmiş. Tutup yakasından nereye diye çıkışmalıydım en başta. Şimdi geri dönmek onca yolu.  İleri mi gitsem? Ama aklım orda kaldı. En iyisi gidip aklımı alıp geleyim.
Az önce telefonumu elimden düşürdüm ve ekranım paramparça oldu. Sinirden ağlasam mı fırlatıp tamamen kırsam mı? Bilemedim. Zaten bugün de çok kararsız günümdeydim.