Düşüncelerin bıçak gibi boğaza dayandığı ve yutkunmanın
hayli güç olduğu dakikalar. Sonbaharın o melankoli havasını buram buram
soluyabiliyoruz artık. Ben bu hali severken nasıl oluyordu bir başkasına bunu
sevdiği için kızabiliyordum… Düşünüyorum. Boşlukta nasıl süzülür bir kar
tanesi. Dilimi çıkartıp göğe baksam yakalayabilir miyim?
Sabahtan beri içtiğim çayın haddi hesabı yok, bir de
harareti alır derler, ben alev gibi yanıyorum bu çaylar nereye gidiyor? Ablaya söyleyeyim
de bir demlik daha demlesin. Zaten şekeri kestiğimden beri daha çok içer oldum.
Biraz camı aralasam ciğerlerime daha çok hava girer mi? Yoksa
nefes alamamamın camla uzaktan yakından alakası yok mu? Bilemedim. Ne çok şeyi
bilemedim ben. Of zaman çok sinsi geçmiş. Tutup yakasından nereye diye
çıkışmalıydım en başta. Şimdi geri dönmek onca yolu. İleri mi gitsem? Ama aklım orda kaldı. En iyisi
gidip aklımı alıp geleyim.
Az önce telefonumu elimden düşürdüm ve ekranım paramparça
oldu. Sinirden ağlasam mı fırlatıp tamamen kırsam mı? Bilemedim. Zaten bugün de
çok kararsız günümdeydim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder